Vücudun senindir,onu koru!

Bugün karamsarım, karışık duygular içersindeyim. Okuduğum, seyrettiğim, duyduğum haberlerden çok etkileniyorum. Ülkemizin içinde bulunduğu duruma üzülüyorum. Hele de hergün kayıp çocuk, çocuk istismarı, ölü çocuk haberlerine perişan oluyorum.
Aklım almıyor. Bu küçücük çocuklara yapılan zulümleri kabul edemiyorum, helede bunları yapanların en yakınları olduğunu gördükçe isyan ediyorum. Anne olarak içim parçalanıyor. Çocuklarımızı nasıl koruyacağız? Bunun çözümü onlara çığlık atmayı öğretmek değil heralde! Ben uzman değilim, sadece bir anneyim. Her gün, kuzumdan, gün boyu ayrı kalıyorum , bu sürede okulda ama aklım onda . Her anne gibi!!! Benim annem, liseyi bitirene kadar her sabah balkondan servise binip binmediğimi kontrol etti. Koskoca 16 yaşında çocukken, servise bindiğimi göremediği için panikle okuluma geldi. Şansıma da  o  gün ilk dersi kahvaltı etmek için kırmıştık:) okula dönerken babamla, annemi karşımda görünce büyük şok yaşamıştım! o zamanlar bu kadar korumacılığı anlamıyordum fakat annem haklıymış. O zamanda devir kötüymüş, bu zamanda devir rezalet, hatta daha beter.  Peki ne yapacağız? Kuzularımızı nasıl koruyacağız ? 

Çığlık atmayı öğretmekten ziyade çocuklarımıza çevrelerinde olan ilişkilerinde sınırlarının ne olacağını, tanıdıkları bile olsa kiminle ne kadar yakın olabileceğini öğretmeliyiz. Son haberlerde hep bu adilikleri yapan kişilerin çocukların tanıdıkları olduğuna ve onlara yakınlıklarını kullanarak kandırdıklarını görüyoruz. Hiç bıkmadan yabancılarla veya tanıdıkları ile anne vebabaları onlara bilgi vermeden gitmemeleri gerektiğini anlatmalıyız. Başlarına kendilerini rahatsız eden bir olay gelirse anne ve babalarına mutlaka anlatmaları gerektiğini, çözümü anne ve babalarının bulacağına ikna etmeliyiz. Çocuklar anlatmaya çekindikleri için saklayabiliyorlarmış çünkü...  

 ÇOCUK VE BİLGİ GÜVENLİĞİ DERNEĞİ'nin bu konu ile ilgili görselini paylaşmak istedim. Ayrıca Milliyet Gazetesinin 01.05.14 tarihli postasında çeşitli uzmanların bilgilendirme yazılarını da ekledim.

Çocukların ailelerden başlayarak korunması gerekiyor; devlet BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ile çocuğu korumakla yükümlü. Peki, eksiklikler neler, çocuklarımızı nasıl korumamız gerekiyor. Uzmanlar, Milliyet’e anlattı.
çocuklara yönelik cinsel, fiziksel, psikolojik şiddet; çocukların evden kaçması veya kaçırılmasının yetişkinlere ait sorunlar olduğunu belirten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Betül Ulukol, ailelere şu tavsiyelerde bulunuyor :
Dokunma’ eğitimi şart
“Çocuklara öncelikle bedeninin sadece kendine ait olduğunu ve onun izni olmadan herhangi bir dokunma girişiminde bulunulmasına izin vermemesi gerektiği öğretilmeli. Vücuduna dokunan doktor bile olsa izin vermesi gerektiği bilincinin verilmesi gerekli. Ailelere, acil durumlarda nelerin yapılması gerekiyor, diye bir liste hazırlamalarını öneriyorum. Evde kimse yoksa çocuğun nereye gideceği listede belirtilmeli. Çocuğunuzu siz yoksanız kimin okuldan alacağı listede olmalı. Çocuğunuzu listede belirtmediğiniz bir başka erişkinle yalnız bırakmayın.”
Çok dikkatli gözlemleyin’ 
Uzman Pedagog 
Nilüfer
 Evgin, ailelere şu önerilerde bulundu:  
“Okula gidiş gelişler, alışverişe gidiş gelişler bile uzaktan gözetlenmeli. Bu aşırı koruyuculuk değil, anne ve baba olarak, dikkatli olmaktır. Anne, baba olarak hangi yaşta olursa olsun çocuklarımızla iletişimimiz çok önemli. Çocuk yaşadıklarını, ‘Annem ve babam bana kızabilirler’ düşüncesiyle kendisine saklamamalı. Çocuklarımızı dikkatle dinlemeliyiz. Arkadaş çevresi ve yaşadıkları, gördükleri konusunda kendisinin yargılanmayacağını bilerek her şeyi bizlere anlatabilmeli. Böylece olası tehlikeleri de önleyebiliriz.”
Yargı maalesef bu konuda yetersiz. Çocuklarımızı korumak anne- babalara düşüyor. Çocuklarımızın, canlarımızın canım ülkemde  huzur, özgürlük ve güven içinde yaşayacakları bir geleceğe sahip olmaları dileğiyle.....






Popüler Yayınlar